Siyah beyaz görür oldum, kanım bembeyaz sanki şeffaf, hayallerim simsiyah sanki kırık... Ne olursa olsun toparlanmamız lazım, yolumuza devam etmemiz...
Selam , sualle başlamayı severim tanışmalara “Kimsin sen? Kimlerdensin? Nereden geldin, nereye gidersin?”. Bugünki ilk sual şudur: Hayal kırıklığı nedir bilir misiniz? “Bilmez miyim yahu?”, “Esas sen ne bilirsin hayal kırıklığı hakkında?” gibi kelamlarınızı duyar gibi oldum hemen, durun durun sakin olun biraz, benim de gidip size “en kırık hayal bende” diyecek halim yok , ama şunu ister kabul edin ister etmeyin en çok düşleyen benim, dolayısıyla toplamda hep sizden fazla kırık hayalim var. Şimdi tanıdınız değil mi? Evet o benim, nam-i diğer Hayalperest, hem de gerçek olanı, Teoman’ın kıçı kırık şarkısının başrol oyuncusu olan değil...
Hayal kurmak iyidir der hep öğretmenler - büyükler de tersini söyler ama genel de büyükler değil öğretmenler doğru söyler bizim gibi geliş-me-mekte olan ülkelerde- hayal etmeden bir işe başlayamazsın, hayal etmeden başaramazsın, doğru geliyor kulağa değil mi? Külli’yen yalan!! Sakın öğretmen yalan söylemez demeyin, tüyü bitmemiş ilkokul çocuklarını sisteme alıştırmaya çalışan anneler gibi, olay budur: öğretmenler yalanların en büyüğünü söylüyor, hayal kurmak kötüdür, bu böyle biline. Ulen madem sisteme alıştırcanız bizi neden hayalbazlık yapıyorsunuz da, küçük küçük pis pis hayalperestler yaratıyorsunuz? Neyse yahu öğretmen konusu müfredatta mevcut değil; ben kırık hayallerden, kırılması muhtemel hayalciklerden bahsediyordum.
Demek hala bu kadar hayal kurmaya düşman olan birinin o ünlü – yada ilerde ünlü olacak, olmalı!- hayalperest olduğuna inanmak istemiyorsunuz. Peki size büyük bir hayalimi anlatayım bunu kanıtlamak için: İnsanlar insan olsun! Çok bir mesaj kaygısı güttüğümü düşünüyorsunuz değil mi bu hayalcik ile? Ha hay, o da yanlış, hayalperestler mesaj kaygısı gütmez, gütsem zaten gider anka kuşunu güder, zümrütünün ticaretini yaparım. Lafı pek bir dolandırma eğilimindesiniz onu farkettim, bırakın hayalimi açıklayayım: İnsanlar insan olsun. İnsanlar insan gibi davransın, düşene vurmasınlar, düşmeyeni vurma eylemi ile düşürmesinler. Çok mu havada kaldı yine. Hani insan denilince yapılan şu yorum var ya: düşünebilen hayvaaaan! –Sensin o demeyin, insanı insanlıktan çıkarmayın, birşey anlatıyoruz şunun şurasında- Ha istediğim bu sadece, o düşünme işini gerçekleştirsinler. Ama gidip de “şunu nasıl tokatlarım?”,”bunu bi punduna getirip nasıl kandırsam?” diye düşünceler değil, nasıl daha bir insan olurum, nasıl daha bir düşünürüm düşüncesinden bahsediyorum. Gittikçe karışıklaşıyor farkındayım, ben de yazdıklarımın arasında boğulmaktan korktuğum için bu konuda düşünmeniz için size süre tanıyıp (!?), başka bir hayalperestlik kanıtım olan hayalime geçeceğim.
Hayatımızdakilerin kıymeti bilinsin! Bu da zor birşey gibi durmuyor değil mi? Ama hangimiz “ya keşke kaybetmeden hakettiği değeri ona verebilseydim?” demiyoruz ki? Ha sadece bir insana verilen bir değer mi bu, tabi ki değil. Örneğin eski eşyalarımızı çöpe atarız. -hele aileniz ile yaşıyorsanız, atmanıza bile gerek yok, bir kaç yıl ellemeyin, zaten anneniz onu itina ile çöpe atacaktır.- Utanmadan , yazdıklarımı örnekler ile süslememi isteyeceğinizi bildiğim için, eski kasetler örneğini hazırladım sizin için. Kasetler önemliydi eskiden, walkman’lerin önemli olduğu kadar. Ama şimdi kaçımızın evinde eski kasetlerden eser var. Tamam tamam birkaçınızda vardır da genele vurun bu dediğimi. -Bütün genellemeler yanlıştır demeyin tartışmaya yol açmayın!- Oyun konsolu delisi olarak, eski konsollardan bir tek Commodore64’ümün durduğunu söylemeliyim. Belki size delice geliyor değil mi, “Ulen eşyaya değer versen ne olur?” ,işte ben de tam bu soruyu bekliyordum, eşyaya değer vermeyen, onu zamanında eğlendiren neşelendiren şeyin kıymetini bilmeyen, aynı şeyi dostları, arkadaşları içinde yapar. Yapıyor da zaten. Neyse canım, yine söyleneceksiniz mesaj kaygısı güdüyor diye, güdüyorum ulen, hayalperestim diye odun da olmam şart değil ya. Hayalperestliğin güzelliği de burada, doğal yaşam ortamı = çelişkiler yumağı.
Başta ben iddia etmiştim en kırık hayaller topluluğu bende diye, siz de “hade be!” demiştiniz, hala da inanmadığınız biliyorum, çünkü çoğunuzun hayatına tek tek bakıldığında çok büyük hayal kırıklığı yaşandığını görürüz. Kimisi sevgilisine güvenmiştir, onunla ömür boyu mutlu mesut yaşayacağını planlamıştır, çat manşetlerde boynuz fotoğrafları, güvenli seksin güvensizlikleri doğurdu anların yaşanması. Yada sınava girersin, çaktım bu sefer yüzü dersin, yaz tatili planları yaparsın, güzel bir tatilin hayalini kurarsın, bir bakarsın yüz çakacam derken senin yüzüne çakmış sınav, ve yaz okulu kollarını açmış, kucaklamaya hevesli seni. Daha trajik örnekler verip ne sizi germek, ne de kendimi yerilcek konuma getirmek istemiyorum. Sadece hayal kurmak iyidir demek istiyorum, ama diyemiyorum ben de bunun farkındayım. Galiba pek tavsiye üzerine yapılabilecek birşey de değil hayal kurmak, ya seversin yatağa yattığında tavana bakıp bazı şeyleri düşlemeyi, ya da yatağa bi karış kala gidersin yine bilinçsiz hayaller kurma mekanı uykular diyarına.
Çok kırık hayalim var demiştim değil mi, gerçekten çok var. Pozitif düşünce eylemi getirir, ama unutmamak lazım kırık hayaller de acıyı çağırır. “Tek ve gerçek acı, umut etmektir.” diye bir düşünce de malumunuz pek revaçta, lakin unutmamak lazım benim gibiler “Biz arzulanana değil arzulamanın kendisine aşığızdır.” fikrini savunanlardanız. Kötü şeyler olabilir, hiç birşey istediğimiz gibi de olmayabilir ama peki olması muhtemel –ya da değil- güzel şeyleri hayal ederken duyduğumuz haz yanımıza kar kalmayacak mı? O anlarda yüzümüzdeki umutlu gülümseme fezada hoş bir seda olarak kalmaz mı? Zaten aradığımız hoş bir seda değil midir bu nahoş dünyada?
Neyse neyse, tanıştığımıza memnun oldum ben Hayalperest, düşünür düşler yaşarım. Çok hayal kırıklığı yaşadım. Kırıklarımı kendim alırım. Her gün kırık hayallerden yenilerini inşa ederim. Yıkılırsa, kırılırsa, işim ne ki, tekrar yaparım. Tüm hayalbazlara kelamımdır, ne olursa olsun hayal kurmak güzeldir, gidecek daha çok yolumuz vardır, yarı yolda dönenin kayali kırılsın…
Hayalbaz!
nam-ı diğer
Fatih Gürçay
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder