Evet kabul edelim bunu. Kendimizi teşhir etmekten büyük bir haz duyuyoruz. Facebook'ta boy boy fotograflarımızı koyuyoruz. Foursquare de şu anda nerede olduğumuzu söylüyoruz. Beğendiğimiz şeyleri hemen arkadaşlarımıza gönderiyoruz. Hatta benim gibi bazıları oturup daha da fazla kendini teşhir etmek için
site açıyor.
Derdimiz mi? Benim için kendimi diğer insanlara anlatmaya çalışmak. Profesyonel blogculuk dedikleri şey kısaca. Başka biri için için kız tavlamak... Bir başkası ise kendini diğerlerinden üstün gösterme derdinde...
Benim en hayran olduğum grup ise takipçiler. Kimse benim hakkımda bir şey bilmesin ben herkesi donuna kadar bileyim diye düşünenler. Eski kız arkadaşlarının profilini didik didik edenler, Fransa'daki arkadaşına bakıp "ulen deyyus yine gitmiş götürmüş kızları" diyenler.
Bu kişiler ile yıllar sonra buluşursunuz ve "abi Hollanda'ya gittim" dersiniz. Cevap pis bir sırıtma ile "biliyorum" veya "gördüm" olur. Hep içimden şu geçmiştir. Eee ne oldu şimdi? Ben senin hiç bir şeyini bilmiyorum da bir şey mi kaybediyorum? Zaten bu bilgiler anlamlı olmadığı için paylaşmışım. Tabii ki çok kritik bir bilgiyi hiçbir amaca hizmet etmeyecekse paylaşmam. O kadar da değil. Beğenilmek istemem, Facebook'ta paylaştığım birşeyin like edilmesi isteği o kadar da sarmadı beni. İstemiyor muyum? Evet ama daha yiğitlik ölmedi.
Burada aklıma dersten bir sahne geldi. Neden kendimizi teşhir etmeye bu kadar meraklıyız sorusunun cevabı.

Formulize edilmek hoşuma gitmiyor. Tamam ben insan olarak belli şekilde hareket edeyim ama bunu suratıma vurmasınlar. Sevmiyorum. Çok iyiyim motivi yüzünden facebook'a girdiğim bilinmesin. Bu benim Hollanda'da olduğumun bilinmesinden daha acı verici geliyor. (O kadar bariz bir şekilde görünüyor ki bu durum o yüzden yukarıdaki resimi koyduktan sonra hiç çekinmedim yazdım)
Bir yandan da şunu düşünüyorum. Ben paylaşmazsam sen paylaşmazsan nasıl çıkar bilgiler aydınlığa? Hani bilgi kümülatif büyüyordu. Ben hep kendime hep kendime diye yaşarsam nasıl gelişecek insanlık?
Tam evet evet insanlık için yapıyorum bunu derken aklıma crowd-sourcing geliyor. Başkasının bilgisini kendi menfaatin için ucuza kapatmaca, milletin para dışındaki egolarını beslemek için kendine bedava hizmet sağlamaca...
Yine allah kahretsin derken aslında insanın para için yaşamadığını aklıma getiriyorum. Diğer egolar beslenmeden paranın hiçbir işe yaramayacağı gerçeği biraz rahatlatıyor beni ama bunu kullanan tiplerin "sayın müdürüm böyle birşey yaptık Ar&Ge harcamalarımız %60 azaldı" deyişi geliyor kulağıma.
Çıkamadım iyi mi işin içinden. Bu sosyal medya neresinden tutarsan oradan geliyor. Civa gibi bir şey şerefsizim...
Deniz Taşdöğen