Gece saat 2 civarıydı sanırım. Eve geleli 1 saat olmuş. Üzerimde o gun gittiğim Sharlock Holmes filminden kalma keyifli bir mutluluk var. Adamın muzur, dağınık ve zeki hallerine imrenmişim (aynı durum Iron Man den sonra da olmustu). James Bond halt etmiş dedim içimden. O kadar gösterişe ne gerek var değil mi?
Zaten hep bunu benimsemişim. Hiçbir zaman gösteriş peşinde koşmadan mutlu, kendi halinde, muzur bir delikanlı olmak... Şu ana kadar bana baya güzel zamanlar yaşattı kendisini bırakmayı düşünmüyorum. Bu tür filmleri izledikten sonra da daha bi güçle bağlanıyorum bu duyguya.
Neyse işte böyle bir ortamda 1 gün önce söylediğim sadece minimum paket tutarı dolsun diye istediğim sakızlı muhallebiyi düşündüm. Dolapta duruyordu. Bir yandan da “deniz yine gece gece tatlı yiyosun bak göbek büyüyo dikkat” diyorum ama o dayanılmaz tatlı yeme isteği çok daha baskın geldi. Yaklasık 1 saattir sandalyeden ayırmadığım bir yerimi kaldırdım ve buzdolabına yöneldim. Sakızlı muhallebi orda boş boş bakınıyordu. Zaten nesi var ki bembeyaz birşey. Hiçbir özelliği yok. Dolaptan kaçma planları yapmasını bekleyeceğim en son yiyecek herhalde.
Aldım kendilerini dolaptan beraber yürüyerek geldik masamıza. Ben yine yerleştim sandalyeme. Karşımda bilgisayar. Loş ışık hoş bir ortam. (sevişmeye başlamadık tabii ki) Hemen açıp bir kaşık attım ağzıma.
İlk başta bildiğimiz buzdolabı soğukluğunu hissettim daha sonra muhallebi tadını... Derken bir anda o muhteşem sakız tadını aldım ki aman aman. Çok güzel. Yüzümde anlamsız bir gülümseme oluştu.
Hani mülakatlarda sorarlar ya kendinizi 3 kelimeyle ifade edebilir misiniz diye. O andan sonra bu tur soruların 2 kelimesini sakızlı muhallebi ile harcamaya karar verdim.
Sakin, sıradan gorunumlu, muzur ama çok keyifli...
Tabii düşünmüyor değilim acaba bunu karşımdakiler anlayabilir mi diye de onu da açıklarız artık ne yapalım görevimiz.
Hayattan da sakızlı muhallebiler bekliyorum. Parlak kırmızı kaplamaları olan salatalıklar değil. Estetik kaygılarım yok değil kabul ediyorum ama gösterişle işimiz yok bizim. Sonuçta görüntüsü ne kadar iyi olursa olsun asıl işe yaradığı yerde kötü bir tad bırakıyorsa ne anlamı var?
Kişisel Not: Ben sakızlı muhallebimle gayet mutluyum...
Deniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder